Anasayfa | E-mail

EVRİM TEORİSİ,19.YÜZYILIN BİLİM SEVİYESİNİ YANSITAN KÖHNE BİR TEORİDİR

Geçmiş asırların ilkel teknolojisi ve kısıtlı bilimsel verileriyle ortaya atılmış pek çok varsayım, bugünün gelişen ve ilerleyen bilimi sayesinde artık tamamen çökmüştür. Darwin’in köhne teorisi de bunlardan biridir.
Darwin dönemi, her türlü teknik araç ve gereçten mahrum bulunulan, bugün kullandığımız en basit teknolojik aletlerin bile varolmadığı ve ilkel şartların hakim olduğu bir dönemdir. Darwin’in teorisini ortaya attığı yıllarda (1859) o zamanın bilim adamlarının çalışma ortamları basit birer atelye seviyesinde idi. Araştırmacılar; pergel, pusula, termometre benzeri basit araçlar kullanarak doğada olup biteni anlamaya çalışıyorlardı. Elektron mikroskobu henüz icat edilmemişti. Hatta değil elektron mikroskobu, insanlık henüz buzdolabı (1938), telefon (1876), daktilo (1867) ve hatta tükenmez kalemle (1863) bile tanışmamıştı. Teknolojiden böylesine yoksun bir ortamda çalışan bilim adamları, hayatın hücre seviyesindeki kompleksliği hakkında hiçbir şey bilmiyorlardı. Darwinizm döneminde, bilimsel olanaklar o kadar geri, cahillik o kadar yaygındı ki;

1. Canlı hücre, içi su dolu bir torbadan ibaret, basit bir yapı zannediliyordu.
2.
Bilim adamları, hücrenin kompleks yapısından ve DNA’nın varlığından haberdar değillerdi.
3. Yaşamın devamını mümkün kılan ve her biri mükemmel birer tasarımın eseri olan moleküler mekanizmalar tanınmıyordu.
4.
Yaşamın, ciltler dolusu ansiklopediyi dolduracak miktarda bilgiye dayandığı bilinmiyordu.
5. Anormal doğan bebekler, annelerinin doğum sırasında kapıldığı korkuların sonucu zannediliyordu.
6.
Bir bölgede toprağın sabanla sürülmesinin, o bölgede iklimi değiştireceğine inanılıyordu.
7. Uzayı renksiz bir sıvı olan eterin kapladığı düşünülüyordu.
8.
Birkaç nesil kolları kesilen insanların, çocuklarının bir süre sonra kolsuz doğacağına inanılıyordu.

Darwinizm’in ortaya çıktığı bu ilkel bilim ortamı, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızlanan bilimsel bulgularla son buldu. Elektron mikroskobunun ve ışınlı tarama cihazlarının geliştirilmesiyle birlikte, bilim adamları yaşamı çok yakından inceleme imkanı buldular. Hücrenin kompleks yapısının, sahip olduğu hücre zarı, mitekondri gibi sistemlerin tesadüflerle oluşamayacağı anlaşıldı. Yaşamın yüklü miktarda genetik bilgiye ve indirgenemez komplekslikte moleküler mekanizmalara dayandığını ortaya konuldu. Bilim adamları, yaşamın temelinde DNA isimli molekülün bulunduğunu keşfettiler. Bu molekül, dünyanın en gelişmiş veri saklama sistemlerinden daha mükemmel özelliklere sahipti. Hem bedenin yapısına ait bilgiyi saklayabiliyor, hem de bu bilgiyi bir "bilgisayar" gibi işleyebiliyordu. İnsanın tek bir hücresindeki DNA molekülünün, 50 ciltlik ansiklopedi setinin saklayabileceği miktarda bilgiyi saklayabileceği hesaplandı. Modern bilimin deney ve gözlemleri karşısında Darwinizm’in büyük bir yanılgı olduğu ortaya çıktı.

Biyomatematik alanında yapılan hesaplamalar, yaşamın bu kompleks yapısının tesadüflerle bir araya gelme ihtimalinin "0" olduğunu kanıtladı. Mikrobiyoloji, viroloji, genetik, moleküler biyoloji, biyokimya gibi yepyeni bilim dalları, doğada apaçık bir tasarım bulunduğunu ortaya koydu. Paleontoloji bilimi de, fosil kayıtlarında evrim teorisinin varsaydığı ara geçiş formlarından eser bulunmadığını ortaya koyarak Darwinizm’e ölümcül darbeyi vurdu. Türlerin yeryüzünde bulundukları milyonlarca yıl boyunca hiçbir evrimleşme yaşamadıkları ve kusursuz beden yapılarıyla aniden ortaya çıktıkları kanıtlandı.
Böylece modern bilim, Yüce Allah’ın tüm canlıları yoktan varettiğini doğrulamış oldu.

 


evrimyalani.com Tüm metinleri izin almadan kullanabilirsiniz.